29/3/2007 - çağrışım |
bazen bir koku bazen ılık bir rüzgar
ama en çok da duygu yüklü bir müzik alır götürür beni benden.
black sabbath-solitude yazıyor winamp göstergemde.
hangisi grup ya da şarkıcı ismi hangisi şarkının ismi bilmiyorum.
bildiğim tek şey melodinin ve sesin beni yıllar yıllar öncesine atması.
kaçıncı tekrar olduğunu da bilmiyorum ama sanırım 15-20 dakika oldu.
yaşananlar, yaşanması gerekenler güzel ve de hüzünlü anılar hücum etti birden.
bir tuhaf oldum.
ama çok hoş da oldu. |
| |
21/3/2007 - daha iyi |
bugün daha iyiyim. sadece dünden.
|
| |
19/3/2007 - murathan mungan |
Otuz Yaş
daha vakit var diye yazmadığımız şiirlerdi kaldılar yüzümüzden gelip geçti ilk gençliğin fener alayları yeniyetme arkadaş çetesi dağıldı artık büyümenin konaklama yerlerinde nice ihanete uğradık ayrıldı yollar ömrümüzü koyduğumuz şeylerdi ki dört yöne dağıldılar |
| |
17/3/2007 - neler oluyor? |
farkındayım bir şeyler iyi gitmiyor. ama çözemiyorum. avunmak adına kendime yalandan kuleler inşa ediyorum. sonra onları bir bir, yerle bir ediyorum. sonra bir daha, sonra bir daha… bu böyle sürüp gidiyor.
sıkılıyorum. hem de çok.
işe gidiyorum, eve dönüyorum. zoraki merhaba diyenlere aynı zorakilikte selam veriyorum. bazıları beni, ben bazılarını es geçiyorum. sıkılıyorum yapaylıktan, dostlarıma gitmek istiyorum ama akşam olduğunda aynı kararlılıkta vazgeçiyorum.
dışarıya çıkıyorum. son sürat yaşıyor insanlar. bakıyorum etrafıma hep bir yerlere yetişme telaşındalar, koşarcasına adımlar. sonra bir bakıyorum onların arasında hatta en başında kendimi görüyorum.
boş geliyor çoğu şey. keyif alarak yaptığım pek çok şey de yabancı geliyor artık.
evet farkındayım ve artık eminim “bir çemberin içindeyim lakin kafam dışarda!!!”
|
| |
4/12/2006 - şebnem ferah'tan |
bugün zaman akmasın dursun ben içinden geçeceğim
çok çook çook karışığım zaten...
|
| |
30/11/2006 - acı ama gerçek! |
hayatın meşgalesinde geç farkettiğim bir şey. bugün bunaldığım bir an yine düşündüm bunu. şu yalan dünyada o kadar kalabalığın eşin dostun akrabanın içinde yapayalnızım. ne tuhaf aslında! şimdi saysam benim için her şeyi (maddi-manevi) yapabilecek bir elin parmak sayısı kadar dostum olmasına rağmen bugün zirve yapan içimde sıkıntıyı aktaracak, anlatacak, beni anlayabilecek birini bulamadım. dolayısı ile aramadım hiç kimseyi. içime attım çoğu zaman olduğu gibi. şunu anladım ki batarsam da çıkarsam da bunu tek başıma yapacağım. evet. acı ama gerçek. böyle!
|
| |
13/11/2006 - paradox |
|
"hayatınızdan geçecek kadar" türlü fedakarlıklar yaptığınız kişinin; -dün size aynı fedakarlıkları yapanlara, sizin gerekli karşılığı vermeyip bir anlamda sırtınızı çevirdiğiniz gibi- yarın size “sırt çevireceğini” bile bile bu fedakarlıklara devam edip, kendi hayatnızı yaşamamanız ne garip değil mi?
|
| |
11/11/2006 - hayal |
peter l. hirsch'nin tutkuyla yaşamak isimli kitabını okuyorum. bir bölümünde özetle şöyle soruyor hirsch; yapmayı en çok istediğiniz beş adanma konusunu yani hayalinizi sırası ile yazın.
dondum kaldım. uzun süre yazamadım bir şeyler. hayır yazacaklarımın çokluğundan değil elle tutulur bir hayalimi bulmakta zorlandığım için tüm bu tutulma ve kasılma. o kadar çok pesimist olmuşum ki hayatta ve nasılsa gerçekleşmez diye o kadar çok derinlere atmışım ki ortaya çıkarmak zaman aldı biraz.
ama ilginç bir beşli çıktı sonuçta hayal anketimden.
ilk ikisi işletmecilikle ilgili.
son ikisi, yazmakla, yazarlıkla ilgili.
ortadaki, aslında nefret etmediğim ama yapmak için de bayılmadığım mevcut mesleğimin daha üst seviyelerinde yer almakla ilgili.
güzel bir deneyimdi.
|
| |
11/11/2006 - karar |
az önce kendimce bir karar aldım. bugünden itibaren bu sayfayı günlük edasında kullanacağım. hoş en başında da bu amaçla çıktık yola zaman zaman sapmalar, kopmalar oldu ama özünden bir şey kaybetmediğini düşünüyorum. ben varım bu sayfaların her satırında her harfinde, noktasında, virgülünde. yine öyle olacak! geyiğimizi, eğlencemizi ise daha bir umuma açık olan diğer blogumda yapacağım. bilen dostlar biliyor zati. reklama gerek yok. yazılabilir hatta kimi zaman belki yazılması abes görülebilecek duygularımı yazacağım burada. gün gelip sevinçten taşacak gün gelip içimdeki zehri kusacağım! ama bana ait olacak buradakiler. birileri istedi diye değil. şirin gözükmek, ego tatmini için değil. kendim olduğum için ben olduğum, öyle yaşadığım, böyle düşündüğüm için tüm çirkinliğim ya da güzelliğimle olacağım.
evet başlıyoruz!
|
| |
19/10/2006 - oyun |
the truman show (jim carrey) ve the game (michael douglas) beni oldukça etkilemiş filmlerin başında gelir. bazen düşünüyorum da acaba biz de böylesi bir oyunun parçaları, piyonları mıyız yoksa?
|
| |
|
Hakkımda
 '
blogunu beğendiğim bir arkadaşım. "sadece kendim için yazıyorum. boşalmak için. sadece ben varım. bencilce belki ama öyle" demişti ve de eklemişti. "sadece kendin için yaz bence." evet sanırım benim aradığımda böyle bir şeydi işte. içimdeki fırtınaları, ateşleri, yağmurları bir şişeye doldurup blog okyanusuna bırakmak.....
|